14 Kasım 2008 Cuma

içimdekiler...

işteyim şu anda..
aile reisimiz bir yerlerde olduğundan eve gidemedim.
eski dostlar gelmiş uzaklardan onlarla buluşup uzun zamandır yaşamadığım kadar iyi vakit geçirir anılarımızı konuşabilirim belki..
yüzüm gülüyor genellikle..
ama nedense bir rehavet, bir kasvet, bir iç huzursuzluk, karmaşa hakim bedenimde.
sürekli buraya yorgunum, mutsuzum yazmaktan kaçıyorum aslında gelecekte dönüp buraya baktığımda mutsuzmuşum demek istemiyorum belkide kendime itiraf edemiyorum kim bilir? peki neden acaba?
yalnızlıktanmıdır bu iç huzursuzluk?
yoksa küresel finansal krizmidir sebep?
yoksa şükürsüzlüktenmidir? ya da benden beklenenlerle benim beklentilerimmi arttı ?
çok mu monotonlaştı yoksa hayatım?
eski enerjime ne oldu ?
neden herşeyden şikayet eder bi hale geldim nasıl ve ne zaman oldu bu?
neyi bekliyorum acaba?
bi yerlere bi şeylere yetişeyim derken hayatımı kaçırıyorum ben?
gençliğim mi gidiyor elden ? :)
neden burda yaşıyorum?
neden yaşıtlarım gibi alışverişe çıkamıyor, sinemaya gidemiyorum ?
bu küçük yerden mi huzursuzum ?
emekli hayatı gibi yaşamak mı gerdi ki beni ?
yo yo burayı seviyorum ben ...birilerine mi özeniyorum ki günlük ? blog denilince portakal ağacından ibaret bildiğim blog dünyasını yeni keşfetmiş olmak onların fosforlu kent yaşamlarını, vizyonda ki filmlere koşa koşa gitmelerini, gündemi yakalamalarını, fotoğraf makinalarınımı kıskanıyorum ki ?
bakma böyle yazdıklarıma günlük !
o hayatlar elbette ki bana fazla ama kendimi her anlamda aşmak isteğim de had safhada...

3 yorum:

Kâzım Mızrak dedi ki...

"yo yo burayı seviyorum ben ...birilerine mi özeniyorum ki günlük ? blog denilince portakal ağacından ibaret bildiğim blog dünyasını yeni keşfetmiş olmak onların fosforlu kent yaşamlarını, vizyonda ki filmlere koşa koşa gitmelerini, gündemi yakalamalarını, fotoğraf makinalarınımı kıskanıyorum ki ?"

@

Bloğunuzu okudukça, yazmaya başladığım ilk günler aklıma geliyor :) İlk günler.. . Ne kadar güzeldi. Bir dost bulmuştum sanki.

Hiç kimsenin beni anlamadığı dünyada, beni anladığına inandığım bri dost bulmuştum.

Yazdıkça yazıyordum, yazdıkça yazıyordum. Sene 2005; şimdi oldu 2009 :)

Nasıl da yalan her şey. Su gibi, akıp geçmiş.. zaman !

...

yuri dedi ki...

:)
evet ve akıp geçen zamanda unutulmaması gereken ufak ayrıntıları buralardaki notlardan gelecekte okumak keyifli olsa gerek
ben henüz yaşamadım bunu sizin kadar istikrarlı gidebilirsem inşallah yaşamayı ümit ediyorum:)

Kâzım Mızrak dedi ki...

"bakma böyle yazdıklarıma günlük !"

@

Ben de çok zaman, aynı duyguyu yaşadım :) inanın ! Şimdi, böyle hissedemiyorum.. her şey, o kadar olağan hâle geldi ki.